Havas ilmi Kur’ân ve sünnet üzeri yapılan manevî bir tedavi şeklidir. Bir ismi de RUKYE ilmidir. Rukyecilik Allah Resûlü (S.A.V)’in tedavi şeklidir. Bu tedavi, mânâ âleminin doktorlarından ve mürşitlerinden alınan himmet ile yapılır. Bir adı da gizli ilimlerdir. Allah’ın ilmidir, bu ilme sahip olmak için çok uzun bir eğitim sürecinden geçilir. Bu ilmi öğrenebilmek için bir öğretici bir mürşit esastır. Bir şeyhten yetki ve himmet alınmadan yapılmaz. Havas ilmi, Rahmani cihetten melekler, hüddamlar ve manen güçlü mümin cinlerle irtibata geçerek kâfir cinlerle mücadele etmek için Allah tarafından verilen bir ilimdir. Elde edilmesi çok zordur. Bu ilmin delillerinden bir tanesi de FETİH SURESİNİN 4.ayetinde geçer. İmandaki yakînlerini iyice artırsınlar diye müminlerin kalplerine sekîne indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir. Havas alimlerinin görevi bedene giren, insanlara musallat olan kâfir, suflî cinleri oradan çıkarıp bedeni bu cinlerden temizlemektir.
Havas alimleri fizik âlemindeki doktorlar gibidirler, onların kendilerine has metotları vardır. Bugün piyasada bulunan medyumların hiçbiri havas alimlerinin yaptığı işi yapamaz. Kur’an’ı Kerim’deki Sure-i Şerifelerin ve Ayeti kerimelerin, Esma-i ilahiyye ve Evrad-ı celilelerin hassa ve te’sirlerini konu edinen bu mübarek ilim 80 küsur İslami ilimden birisidir. Havas ilminin geçmişi Sahabe ve Tabiin dönemine kadar uzanır. Hz. Ali, Hz. İbni Abbas ve Hz. İbni Selam gibi bazı Sahabiler ile Tabiinden Hasan Elbasri, Mukatil ibn-i Süleyman ve kelbi, Ca’fer Essadık gibi bazı Zevatı Kiram bu ilimle uğraşmışlardır. Sonraki asırlarda İmam Ahmed Elbuni, Şeyhi Ekber Muhyiddin’i Arabi, İmamı Deyrebi ve büyük Muhaddis İmamı Abdullah Yafii ile Ebu bekr İbni Vahşiyye ve Celdeki gibi büyük Alimler ve mübarek Veliler bu sahada kıymetli Eserler te’lif etmişlerdir. Bu İlimle meşgul olan Alimlerden birisi de Hüccetül İslam İmamı Muhammed Gazali hazretleridir. Havassül Kur’an ve El evfak gibi muazzam eserleri vardır. Bu azametli İlim uçsuz bucaksız bir Okyanus gibidir. Birçok dallara Ayrılmıştır. Özellikle Havas İlminin en önemli uğraşlarından birisi olan Vefkler’in pek büyük etkisi olup Mü’minlere bir atiyye ve Rahmeti İlahi’dir. Ayrıca birçok hastalıkların tedavisinde Kur’an Ayetlerini gerek kıraat etmenin gerek Yazarak istimal etmenin pek mu’ciz etkileri yüzyıllardır müşahede edilmektedir. Sözün özü bu ilme vakıf olan kişiler pek çok çaresiz hastalıkları biiznillah Şifaya kavuşturur, birbirlerine dargın olan kimseleri barıştırır ve şer maksatla, Mevla’nın razı olmadığı hususlarda birleşmiş ehli fesat kişileri birbirinden ayırır. Velhasıl Müslümanların dert ve müşkülatlarına derman olurlardı.
Bugün de bu güzide ilmin derin sırlarından yararlanarak insanlara faydalı olmak Tabii ki mümkündür. Âmâ mümkündür derken herkesin yapabileceği bir ilim değildir. Bunun için tefsir, Hadis, fıkıh ve tasavvufla ilgili bilgilerde gereklidir. Özellikle tasavvuf ilminde bir mürşidi kamilden icazetli olmak şarttır. Aksi halde çok tehlikelidir. Hz. Kur’an’ın hassa ve tesirleri de tıpkı hükmü gibi kıyamete kadar bakidir. HER İŞ HER İLİM EHLİNEDİR. Öyle olmasaydı herkes bugün kafasına göre doktor olurdu mühendis olurdu, alim olurdu ama istidat meselesi vardır ve ilahi hikmetler dairesinde her şey yerine göre verilir. ŞER’İ TEVESSÜLÜN Şartları Havas ilminde; Peygamberleri a.s, Allah c.c dostlarını r.a istenilen şey için vesile kılarken ve ruhanileri çağırıp onlardan bir şey isterken aşağıdaki şartlar dahilinde olması şarttır. Okunan dua veya azimetin manasının bilinmesi bu açıdan çok önemlidir yoksa bilmeden kaş yapayım derken göz çıkarılması an meselesidir aman dikkat. “İnsanların çoğu tevessülün hakikatini anlamakta hata etmektedirler. Bu nedenle doğru bir tevessülün anlaşılması gereken şeklini açıklayacağız. Bu konuya girmeden bu doğruları belirtelim; Birincisi; Niyetin mutlaka edep dışı bir şey olmamasıdır ve Muhakkak ki tevessül duanın yollarından sadece biridir, Allah Sübhanehu ve Teala’ya yönelmenin / teveccühün kapılarından bir kapıdır. Hakiki ve asıl maksat sadece Allah Sübhanehü ve Teala’dır. Kendisi vesile yapılan kişi sadece Allah Sübhanehu ve Teala’ ya yaklaşmak için vasıta ve vesiledir. Kim bunun dışında bir şekilde inanırsa şirk koşmuş olur. İkincisi; Bu vasıta ile tevessül yapan kişi tevessülü ona olan muhabbeti ve onu Allah Sübhanehü ve Teala’nın o vasıtayı (aracıyı) sevdiğine inandığı içindir. Şayet bunun zıttı o kişide ortaya çıksa tevessül yapan kişi o vasıtadan en uzak olan olanı ve onun bu hallerini çirkin görmekle insanların ona karşı en şiddetlisi kesilir. Üçüncüsü; Şayet tevessül yapan kişi / mütevessil, kendisini Allah Teala’ya vesile kıldığı kişinin Allah Teala gibi veya ondan düşük bir durumda kendi başına fayda ve zarar vereceğine inansa şirke girer. Dördüncüsü; Tevessül (dini açıdan illa da) lazım /gerekli ve zaruri bir emir değildir. Duaya olan icabet de tevessüle bağlı değildir. Asıl olan Allah Teala’ya mutlak duadır. Allah Teala şöyle buyurmaktadır; “Kullarım benden sana sorduklarında; ben onlara çok yakınım” “Deki İster Allah diye ister Rahman diye dua edin her ne ile dua ederseniz, güzel isimler onun içindir.” Beşincisi; Ruhanileri çağırıp onlardan bir şey istemeden önce mutlaka yukarıdaki adaba uymalı ve onları da yaratanın ve o özellikleri kendilerine verenin Allah’u Teala c.c olduğunu asla unutmamalıdır.
Bunun için azimet gibi bir şey okunacağı zaman evvela Fatiha, İhlas, Salavatı usulüne göre okuyup Cenab-ı Allah’a c.c maruzatımız neyse duamızı etmeli ve o ruhanilerin bize bir vesile olarak yardımcı olmalarını da istemeliyiz çünkü bize ulaşan her nimet mutlaka bir vesileler, sebepler dairesinde Allah’ın c.c izni ve inayetiyle ulaşır. Günlük hayatımızda da resmi ya da gayri resmi bir işimiz olduğu zaman aynı edebi gözetmemiz şarttır. MESELA ; Nasıl resmi makamdaki bir görevliyle işimiz olduğunda ona müracaat edip işimizin yapılması için talepte bulunuyorsak RUHANİLERLE olan irtibat sebebi de bunun gibidir.Bunu şirkle karıştıranlar eğer dünya işlerinde de Allah’a c.c dua etmeden işleri için bir görüşme yapmaya gidip o işin yapılabilmesi için gerekli kişilerle görüşüp yalnız onlardan medet umuyorlarsa yani ;yukarıdaki TEVESSÜL şartlarına uymazlarsa asıl onların kendileri kendi iddialarına göre yine şirktedirler de haberleri yoktur. Kısacası Bu Konuların Maddi Manevi, Ruhani ya da Beşerî Diye Bir Ayırım Şekli Yoktur. Havas İlminin Şartları ve Yapılışı Bu ilmin şartları Ulemaların temel kaideleri üzerine kurulmuş olup, bu şartlara uyulmazsa yapılan ameller gerçekleşmez. İlk olarak şunu kesinlikle belirtelim ki; İslam’a ve KURAN-I Kerim’de ve PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED’E (s.a.v) İman Nurundan, İrfandan Uzaklaşmış, ALLAH C.C Dostlarının Önemini Bilmeyen Tasavvufu Bir Felsefe olarak Gören, Her Şeyi Madde Planında Görüp Ona Göre Ölçüp Biçmeye Çalışan Doğulu ve Batılı Müsteşriklerin ve Felsefeci Metafizikçilerin Kendi kıt anlayışlarına göre uydukları Tanım ve Kurallara Tabii Olmuş Kişilerin Havas İlminden Yana Hiç Bir Nasipleri Yoktur ve Olamazda. Bu Kişiler Olsa Olsa İstidarac Kapısından İçeri Girmiş Kendini bilmez zavallılardır. Allah Teala’ nın sırlarından önemli bir kısmı; harflerinde, isimlerinde ve Ayeti Kerimelerinde olup, bu sırlarında Salih kullarına ihsan eder. Nitekim Allah c.c. Kuranı Kerimde Mü’min Suresinin 60. Ayeti Kerime sinde şöyle buyurur: Bismillahirrahmanirrahim. Udûnî istecib leküm. (Bana ibadet ve dua edin ki, karşılığını vereyim). Bu Havas ilmiyle amel etmenin bazı şartları olup, bu şartlar yerine getirilmediği sürece yapılan bir amel asla gerçekleşmez. En az 7 şartın yerine getirilmesi lazımdır. Bu mübarek ilmin şartları da şöyledir: 1. Kesin karar: Yapacağın bir amelden hiçbir zaman şüphe etmemek. Çünkü şüphe yapılan bir ameli bozar.
Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: Üdullâhe ve entüm mûkinûne bil icâbeh. (Allah’a c.c dua ederken kabul olacağına inanarak dua ediniz). Bu hadisi şerife uyarak, imanı kâmil ile amele başlamak ve kalben inanarak Allah’a (Celle Celalüh) yönelmelidir. 2. Sabretmek: Bıkmadan, yorulmadan, usanmadan, tam sabır ve rabıta ile başlamış olduğun işin muvaffakiyetle neticelenmesine kadar devam etmelidir. Allah Teala hazretleri Kuran-ı Kerimde şöyle buyurmuştur: Yâ eyyühellezîne âmenus birû ve sâbirû ve râbitû vette kullâhe lealleküm tüflihûn. (Ey İman edenler! Sabredin ve sabırlı olma yarışında ileri geçin ve bütün varlığınızla Allah c.c. a bağlanınız. Ve Allah’tan korkun ki, kurtuluşa erişesiniz. Sure-i Al-i İmran, Ayet 200 ). Çünkü çalışan amacına ulaşır ve her çalışanında bir nasibi vardır. Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed (sa.v.) şöyle buyurmuşlardır: Men sabera zafera. (Sabreden zafer bulur). 3. Sır saklamak: Ne yapacağını ne okuduğunu veya üzerinde çalıştığın bir işi hiç kimseye söylememek ve sezdirmemek lazımdır. Hazreti Muhammed (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuştur: İsteînû alâ kadâi havâyiciküm bil kitmân. (Hacetlerinizin husule gelmesi için, sırrınızı saklamakla yardımcı olunuz). Ameli tenha ve kimsenin görmediği bir mahalde yapmak. Hiç kimseye de şöyle böyle yaptım yahut da şunları bunları yaparım deme! Hazreti Ömer r.a. efendimizin;” Sırrını saklayan kendinden emin olur” sözü meşhurdur. 4. Müttaki olmak: Elden geldiğince Manevi yolda yükselmek ve başarıya ulaşmak takva ile olurki, Cenabu Hak Taha Suresinin 132. Ayeti Kerimesinde: Vel âkibetü littakvâ. (Güzel akibet takva ile elde edilir). Diye buyurmuştur. Bunlarda haram yememek, helal yiyip içmek, gıybetten kaçınmak ve gıybet etmemek, yalan söylememek, sıdka ve nasihat önem vermek, kötü gözle bakmamak, insanlara eziyet etmemek ve eziyete dayanmak, insanlara şefkat ve merhametle bakmaktır. 5. Acele etmemek: Yapacağın bir ameli acele etmeden huzuru kalp ile yapmak, zihnindeki bütün düşüncelerden (Aile, mal, sevinç, korku, üzüntü vb.) uzak olup, kuvvetini himmetini, iradeni ve arzunu bir noktada topla ki, muradın hasıl olsun. Yaptığın işi severek ve isteyerek yap. Alelade baştan savma yapılan işlerden hayır gelmez. 6. Temiz olmak: Devamlı taharet üzere olmalı, bedenin, elbisen ve olduğun yer, hele hele kalbinin temizliğine çok dikkat et. 7. İcazetli Olmak: Bu işi yapan kişinin gerçek bir evliyadan, ilmi ledünde tasarruf sahibi bir Allah c.c dostundan icazetli (İzinli) olması şarttır (Medyum, Baba Ocağı, Cincilerden vs. İcazet Alınamaz Çünkü Onların Kendilerine Hayrı Yoktur).
İcazetsiz kişi babasız çocuk gibidir. Yani manevi devletin arkanda olması şarttır yoksa Hem Yaptığın İş Neticelenmez Hemde İblislerin Eline Düşer Yem Olursun NEUZUBİLLAH , ALLAH C.C Korusun 8. Teşhis etmek: Bir kimseye şeriat edepleri dahilinde muhabbet, celb, tefrik, taslit, irsali hatif, davet, hastalandırmak ( Zulüm için değil Zalime Haddini Bildirmek İçindir Aksi Halde Yapana Ağır Diyet Ödetirler ), hastayı iyileştirmek veya buna benzer ameller yapmak istediğin zaman o kişinin rengini, suretini, boyunun uzunluğu ve kısalığını yaşlı veya genç olduğunu teşhis (Tanımak) edersin. Şayet bunları bilmiyorsan, o kişinin annesi ismiyle yazarsın. Annesinin ismini de bilmiyorsan Havva olarak kabul eder ve yazarsın. Teşhis isim vermekten daha tesirli olup, dahada tesirlisi teşhis ve isimleri beraber kullanmaktır. 9. Riyazatlı olmak: , Gerekirse Oruçlu Olmak: Hayvan eti ve hayvandan çıkan süt, bal, yumurta ayrıca soğan, sarımsak veya bunlara benzer kokusu kötü olan gıdalar yememek, midenin de boş veyahut ta gereğinden fazla tıka basa tok olmaması lazımdır. 10. Himmetli olmak: Yüce şeyleri sefil işler için alet etme! Zira Hak Teala hazretleri Bakara Suresi nin 41. Ayeti Kerimesinde şöyle buyurmuştur: Velâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ. (Benim Ayetlerimi az bir bahaya satmayın). Allah Teala’nın Ayetlerini kötü işlerde ve kötü niyetlerde kullanmayınız! 11. Amel zamanını bilmek: Yapılacak amelin gününü ve saatini iyi tayin edip, gezegenlerin özelliklerine göre yapmak, gerekli tütsü ve drogları. Ayrıca amel günü menkut (Noktalanmış) gün olmamalıdır. Her Arabi ayın, 3. 5. 13. 16. 21. 24. ve 25. günleri menkut günlerdir. Hayırlı amellerini bu menkut olan günlerde yapma! Hayırlı ameller Kamerin nurunun ziyade olduğu günlerde, şer ameller ise Kamerin muhaka olduğu (Her Arabi ayın son üç gecesi) günlerde yapılır. 12. Kıbleye yönelmek: Bir amel yaparken kıbleye doğru yönelerek yazmak. Yazıları aslına göre düzenlemek ve yerine koymak. Yazılan isim veya Ayeti Kerime ise geride olan bir kelimeyi veyahut ta harfi öne, önde olan bir kelimeyi veya harfide geriye almamalıdır. Ayrıca yazınında çok güzel olması lazımdır. Yazılan vefk ise vefkin hane sırasına göre rakam veya harfleri yerine koymak, rakamları veya harfleri güzel yazmak ve vefkin hanelerini eşit olarak çizmek lazımdır. 13. Salavatı şerife getirmek: Her amelden önce ve sonra Hazreti Muhammed (s.a.v.) e Salavatı şerife getirmek. Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa ( s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur: Edduâ beynes salâteyni aleyye lâ yüraddü. (İki salavat arasında yapılan dua geri çevrilmez). Şu mübarek Salavatı şerife çok faziletlidir: Allâhümme salli alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammed in nebiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim. Adede halkıke ve ridâe nefsike vezinete arşike ve midâde kelimâtik. 14. İstihare: Her amelden önce İstihare yaparsan, yapacağın işte basiretli olursun. İstiharenin yapılışı şöyledir: İki rekat namaz kılarsın.
Birinci rekâtta Fatiha ile Kafurun suresini, ikinci rekatta Fatiha ile İhlas suresini okuyup, selam verdikten sonra, şu İstihare duasını 3, 5, veya 7 defa okursun. Okunacak İstihare duası budur: Allâhümme innî estehîrüke bi ilmike ve estakdirüke bi kudretike ve eselüke min fadlikel azîm. En tübeyyene lî âkibeti emrî (fişşey-i el fülani ve yezküru haceti) Parantez içindeki yazılı ibarede hacet her ne ise içinden geçirirsin. Fein kâne hayran fe eşrahlehü sadrî ve veffiknî li amelihi ve in kâne şerran fasrifhü annî vasrifnî anhü inneke alâ külli şeyin kadîr. Kalbinde ferahlık ve huzur bulursan yapacağın ameli başaracağına vede muradına ereceğine inanarak yaparsın. Şayet ruhun daralırsa bırakırsın. Israr edersen senin zararına olur. İstihare tam uyanık bir şekilde ve kalpten Allah Teala nın kudretine inanarak olmalıdır. Çünkü gerçekleri ve akıbeti bilen yalnız O’dur. 15. Ruhanileri hakir (Aşağılık) işlerde kullanmamak: Ruhanileri hakir ameller için kullanmak istersen, onlara hakaret etmiş ve aşağılamış olursun. Ruhaniler şeriata göre hareket ettiklerinden dolayı şüpheli olan hiçbir ameli yapmazlar. Onları şeriata aykırı olan işlerde sakın kullanmaya kalkma Yoksa Maddi ve manevi Ağır Diyet Ödetirler! Ayrıca istenen her olur olmaz hacetide Ruhanilere sorma! 16. Azimetleri ezberlemek: Ruhaniyetlere okuyacağın Azimetleride çok iyi ezberlemeli ve okurken orijinal Kuran Diliyle okumalıdır aksi halde anlamları ve manevi etkisi tersine döner ve zarardan, şeytanları başınıza toplayıp kendinize, ailenize musallat etmekten başka bir şey elde edemezsiniz. Azimeti kitaptan veya levha üzerinden okumak yeterli değildir. Çünkü kalbin yazı ile iştiğal olup, gerekli olan huşu gider. Buda Erkanların en gereklisi olan teveccühü ortadan kaldırır. 17. Amelin yapılışı: Yapacağın bir amelde levha üzerine yazman gerekirse, yazıyı demirden bir mil ile levha üzerine nakşedersin. Kâğıt veya deri üzerine ise kamış ile yazarsın. Kamışın ucunu yontacağın zaman üç defa: Âhin, deyip Talak Suresi nin 3. Ayeti Kerimesi olan şu Ayeti Kerime yi: Ve men yetevekkel alellâhi fe hüve hasbühü innallâhe bâliğu emrihi kad cealallâhü li külli şeyin kadrâ okursun. Kamışın ucunu kestikten sonra kamışı eline alıp: Kataatü kalemî li ecli ameli kezâ ve kezâ. dersin. Maksadın her ne ise onu söylersin. Bu şartlardan sonra Ebced hesabını, yirmisekiz 28 harfin anasırını, harflerin nurani ve zülmanisini, anasırın tabiatlarını, birbirine dost ve düşmanlığını, gezegenlerin özelliklerini, dost ve düşmanlığını, harflerini, buhurlarını, ayrıca said ile nahıslığını, sonra burçların özelliklerini, dost ve düşmanlığını, kamerin menzillerini, kamerin hangi burçta bulunduğunu, güneşin hangi burçta olduğunu bilmelisin ki vakitlerin sırları zuhur etsin.
Havas İlminde ŞER’İ TEVESSÜLÜN Şartları Havas ilminde; Peygamberleri a.s, Allah c.c dostlarını r.a istenilen şey için vesile kılarken ve ruhanileri çağırıp onlardan bir şey isterken aşağıdaki şartlar dahilinde olması şarttır. Okunan dua veya azimetin manasının bilinmesi bu açıdan çok önemlidir yoksa bilmeden kaş yapayım derken göz çıkarılması an meselesidir aman dikkat. “İnsanların çoğu tevessülün hakikatini anlamakta hata etmektedirler. Bu nedenle doğru bir tevessülün anlaşılması gereken şeklini açıklayacağız. Bu konuya girmeden bu doğruları belirtelim; Birincisi, niyetin mutlaka edep dışı bir şey olmamasıdır ve Muhakkak ki tevessül duanın yollarından sadece biridir, Allah Sübhanehu ve Teala’ya yönelmenin / teveccühün kapılarından bir kapıdır. Hakiki ve asıl maksat sadece Allah Sübhanehü ve Teala’dır. Kendisi vesile yapılan kişi sadece Allah Sübhanehu ve Teala’ ya yaklaşmak için vasıta ve vesiledir. Kim bunun dışında bir şekilde inanırsa şirk koşmuş olur. İkincisi; bu vasıta ile tevessül yapan kişi tevessülü ona olan muhabbeti ve onu Allah Sübhanehü ve Teala’nın o vasıtayı (aracıyı) sevdiğine inandığı içindir. Şayet bunun zıttı o kişide ortaya çıksa tevessül yapan kişi o vasıtadan en uzak olan olanı ve onun bu hallerini çirkin görmekle insanların ona karşı en şiddetlisi kesilir. Üçüncüsü; Şayet tevessül yapan kişi / mütevessil, kendisini Allah Teala’ya vesile kıldığı kişinin Allah Teala gibi veya ondan düşük bir durumda kendi başına fayda ve zarar vereceğine inansa şirke girer. Dördüncüsü; Tevessül (dini açıdan illa da) lazım /gerekli ve zaruri bir emir değildir. Duaya olan icabet de tevessüle bağlı değildir. Asıl olan Allah Teala’ya mutlak duadır.
Allah Teala şöyle buyurmaktadır; “Kullarım benden sana sorduklarında; ben onlara çok yakınım” “Deki İster Allah diye ister Rahman diye dua edin her ne ile dua ederseniz, güzel isimler onun içindir.” Beşincisi; Ruhanileri çağırıp onlardan bir şey istemeden önce mutlaka yukarıdaki adaba uymalı ve onları da yaratanın ve o özellikleri kendilerine verenin Allah’u Teala c.c olduğunu asla unutmamalıdır. Bunun için azimet gibi bir şey okunacağı zaman evvela Fatiha, İhlas, Salavatı usulüne göre okuyup Cenab-ı Allah’a c.c maruzatımız neyse duamızı etmeli ve o ruhanilerin bize bir vesile olarak yardımcı olmalarını da istemeliyiz çünkü bize ulaşan her nimet mutlaka bir vesileler, sebepler dairesinde Allah’ın c.c izni ve inayetiyle ulaşır. Günlük hayatımızda da resmi ya da gayri resmi bir işimiz olduğu zaman aynı edebi gözetmemiz şarttır.