Maalesef ki son zamanlarda ortaya çıkan sahte medyumlar medyum olduğunu iddia eden insanlar ortaya çıkmaya başladı bir insan medyum olduğunu iddia ediyorsa cinler alemini yolda, sokakta, evde ve her yerde görebilir. Yanlış fetva insanı dinden maazallah çıkarır. Ben medyumum, falcıyım, hocayım diyen insanlara güvenmeyiniz geçmişini araştırarak aldığı eğitimleri gözden geçirerek ve referanslarını inceleyerek karar verin. Tahmin ve varsayımlarla hareket eden insanlardan mutlaka kaçının işimiz tahmin ve varsayımlarla asla olmaz ilim sahibi olan ehil hocalar sorununuzu çözebilir Allah korusun tedavi adı altında insanları nifaka ve ayrılığa götüren birçok kişi vardır Ben Medyum olduğunu iddia eden birçok kişiyle karşılaştım aralarında ün yapmış insanlarda var ve çok şaşırdım hiçbir ilmi olmadan tamamen varsayım ve tahminlerle Medyumluk ve hocalık olmaz Lütfen kararlarınızı alırken dikkatli davranın.
Medyumluk çok zor ve ulaşılmaz bir olgu ya da oluşum değildir, yalnızca uzun süreli bir eğitim ve uygun ruh yapısına sahip olmakla yapılan bir ilimdir. Medyum kişiye doğrudan ruhaniler (cinler) tarafından verilir, ya da bu işi bilen birinden el almayla alakalıdır. İnsanın bu konuya eğilimine ve niyetine göre Allah’u (c.c.) Teala insana bahşeder. Negatif, manyetik akımların nötralizasyonu noktasında çok kuvvetli manyetik rezonansa sahip olmanın yani sıra duru görü (retina ötesi algılama) ve duruişiti, hissi kabl, el vuku (meydana gelebilecek olasılıkları önceden kestirebilme yetisi), radyolojik teshir (beyin ışınları ile uzaktan etkileme) ve manyetizm ile telekinetik özelliklerine sahiptir.
Allah (CC) istemedikçe hiçbir şey olmaz. Yapacağımız her uygulamayı Allah’ın bilgisi ve lütfu dâhilinde yine Onun adı ile ve Onun koyduğu kurallar çerçevesinde yapmaktadır. Şifa veren Allah’tır. Biz ise aracıyız. Allah’ın (CC) ve Habibi Resul’ü Kibriya Muhammed efendimizin safa nazarları ve şefaatleri üzerinize olsun.
Kısacası Havas İlmi:
Havas ilmi Kur’ân ve sünnet üzeri yapılan manevî bir tedavi şeklidir. Bir ismi de RUKYE ilmidir. Rukyecilik Allah Resûlü (S.A.V)’in tedavi şeklidir. Bu tedavi, mânâ âleminin doktorlarından ve mürşitlerinden alınan himmet ile yapılır. Bir adı da gizli ilimlerdir. Allah’ın ilmidir, bu ilme sahip olmak için çok uzun bir eğitim sürecinden geçilir. Bu ilmi öğrenebilmek için bir öğretici bir mürşit esastır. Bir şeyhten yetki ve himmet alınmadan yapılmaz. Havas ilmi, Rahmani cihetten melekler, hüddamlar ve manen güçlü mümin cinlerle irtibata geçerek kâfir cinlerle mücadele etmek için Allah tarafından verilen bir ilimdir. Elde edilmesi çok zordur. Bu ilmin delillerinden bir tanesi de FETİH SURESİNİN 4.ayetinde geçer. İmandaki yakînlerini iyice artırsınlar diye müminlerin kalplerine sekîne indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir. Havas alimlerinin görevi bedene giren, insanlara musallat olan kâfir, suflî cinleri oradan çıkarıp bedeni bu cinlerden temizlemektir.
Havas alimleri fizik âlemindeki doktorlar gibidirler, onların kendilerine has metotları vardır. Bugün piyasada bulunan medyumların hiçbiri havas alimlerinin yaptığı işi yapamaz. Kur’an’ı Kerim’deki Sure-i Şerifelerin ve Ayeti kerimelerin, Esma-i ilahiyye ve Evrad-ı celilelerin hassa ve te’sirlerini konu edinen bu mübarek ilim 80 küsur İslami ilimden birisidir. Havas ilminin geçmişi Sahabe ve Tabiin dönemine kadar uzanır. Hz. Ali, Hz. İbni Abbas ve Hz. İbni Selam gibi bazı Sahabiler ile Tabiinden Hasan Elbasri, Mukatil ibn-i Süleyman ve kelbi, Ca’fer Essadık gibi bazı Zevatı Kiram bu ilimle uğraşmışlardır. Sonraki asırlarda İmam Ahmed Elbuni, Şeyhi Ekber Muhyiddin’i Arabi, İmamı Deyrebi ve büyük Muhaddis İmamı Abdullah Yafii ile Ebu bekr İbni Vahşiyye ve Celdeki gibi büyük Alimler ve mübarek Veliler bu sahada kıymetli Eserler te’lif etmişlerdir. Bu İlimle meşgul olan Alimlerden birisi de Hüccetül İslam İmamı Muhammed Gazali hazretleridir. Havassül Kur’an ve El evfak gibi muazzam eserleri vardır. Bu azametli İlim uçsuz bucaksız bir Okyanus gibidir. Birçok dallara Ayrılmıştır. Özellikle Havas İlminin en önemli uğraşlarından birisi olan Vefkler’in pek büyük etkisi olup Mü’minlere bir atiyye ve Rahmeti İlahi’dir. Ayrıca birçok hastalıkların tedavisinde Kur’an Ayetlerini gerek kıraat etmenin gerek Yazarak istimal etmenin pek mu’ciz etkileri yüzyıllardır müşahede edilmektedir. Sözün özü bu ilme vakıf olan kişiler pek çok çaresiz hastalıkları biiznillah Şifaya kavuşturur, birbirlerine dargın olan kimseleri barıştırır ve şer maksatla, Mevla’nın razı olmadığı hususlarda birleşmiş ehli fesat kişileri birbirinden ayırır. Velhasıl Müslümanların dert ve müşkülatlarına derman olurlardı.
Bugün de bu güzide ilmin derin sırlarından yararlanarak insanlara faydalı olmak Tabii ki mümkündür. Âmâ mümkündür derken herkesin yapabileceği bir ilim değildir. Bunun için tefsir, Hadis, fıkıh ve tasavvufla ilgili bilgilerde gereklidir. Özellikle tasavvuf ilminde bir mürşidi kamilden icazetli olmak şarttır. Aksi halde çok tehlikelidir. Hz. Kur’an’ın hassa ve tesirleri de tıpkı hükmü gibi kıyamete kadar bakidir. HER İŞ HER İLİM EHLİNEDİR. Öyle olmasaydı herkes bugün kafasına göre doktor olurdu mühendis olurdu, alim olurdu ama istidat meselesi vardır ve ilahi hikmetler dairesinde her şey yerine göre verilir. ŞER’İ TEVESSÜLÜN Şartları Havas ilminde; Peygamberleri a.s, Allah c.c dostlarını r.a istenilen şey için vesile kılarken ve ruhanileri çağırıp onlardan bir şey isterken aşağıdaki şartlar dahilinde olması şarttır. Okunan dua veya azimetin manasının bilinmesi bu açıdan çok önemlidir yoksa bilmeden kaş yapayım derken göz çıkarılması an meselesidir aman dikkat. “İnsanların çoğu tevessülün hakikatini anlamakta hata etmektedirler. Bu nedenle doğru bir tevessülün anlaşılması gereken şeklini açıklayacağız. Bu konuya girmeden bu doğruları belirtelim; Birincisi; Niyetin mutlaka edep dışı bir şey olmamasıdır ve Muhakkak ki tevessül duanın yollarından sadece biridir, Allah Sübhanehu ve Teala’ya yönelmenin / teveccühün kapılarından bir kapıdır. Hakiki ve asıl maksat sadece Allah Sübhanehü ve Teala’dır. Kendisi vesile yapılan kişi sadece Allah Sübhanehu ve Teala’ ya yaklaşmak için vasıta ve vesiledir. Kim bunun dışında bir şekilde inanırsa şirk koşmuş olur. İkincisi; Bu vasıta ile tevessül yapan kişi tevessülü ona olan muhabbeti ve onu Allah Sübhanehü ve Teala’nın o vasıtayı (aracıyı) sevdiğine inandığı içindir. Şayet bunun zıttı o kişide ortaya çıksa tevessül yapan kişi o vasıtadan en uzak olan olanı ve onun bu hallerini çirkin görmekle insanların ona karşı en şiddetlisi kesilir. Üçüncüsü; Şayet tevessül yapan kişi / mütevessil, kendisini Allah Teala’ya vesile kıldığı kişinin Allah Teala gibi veya ondan düşük bir durumda kendi başına fayda ve zarar vereceğine inansa şirke girer. Dördüncüsü; Tevessül (dini açıdan illa da) lazım /gerekli ve zaruri bir emir değildir. Duaya olan icabet de tevessüle bağlı değildir. Asıl olan Allah Teala’ya mutlak duadır. Allah Teala şöyle buyurmaktadır; “Kullarım benden sana sorduklarında; ben onlara çok yakınım” “Deki İster Allah diye ister Rahman diye dua edin her ne ile dua ederseniz, güzel isimler onun içindir.” Beşincisi; Ruhanileri çağırıp onlardan bir şey istemeden önce mutlaka yukarıdaki adaba uymalı ve onları da yaratanın ve o özellikleri kendilerine verenin Allah’u Teala c.c olduğunu asla unutmamalıdır.
Bunun için azimet gibi bir şey okunacağı zaman evvela Fatiha, İhlas, Salavatı usulüne göre okuyup Cenab-ı Allah’a c.c maruzatımız neyse duamızı etmeli ve o ruhanilerin bize bir vesile olarak yardımcı olmalarını da istemeliyiz çünkü bize ulaşan her nimet mutlaka bir vesileler, sebepler dairesinde Allah’ın c.c izni ve inayetiyle ulaşır. Günlük hayatımızda da resmi ya da gayri resmi bir işimiz olduğu zaman aynı edebi gözetmemiz şarttır. MESELA ; Nasıl resmi makamdaki bir görevliyle işimiz olduğunda ona müracaat edip işimizin yapılması için talepte bulunuyorsak RUHANİLERLE olan irtibat sebebi de bunun gibidir.Bunu şirkle karıştıranlar eğer dünya işlerinde de Allah’a c.c dua etmeden işleri için bir görüşme yapmaya gidip o işin yapılabilmesi için gerekli kişilerle görüşüp yalnız onlardan medet umuyorlarsa yani ;yukarıdaki TEVESSÜL şartlarına uymazlarsa asıl onların kendileri kendi iddialarına göre yine şirktedirler de haberleri yoktur. Kısacası Bu Konuların Maddi Manevi, Ruhani ya da Beşerî Diye Bir Ayırım Şekli Yoktur. Havas İlminin Şartları ve Yapılışı Bu ilmin şartları Ulemaların temel kaideleri üzerine kurulmuş olup, bu şartlara uyulmazsa yapılan ameller gerçekleşmez. İlk olarak şunu kesinlikle belirtelim ki; İslam’a ve KURAN-I Kerim’de ve PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED’E (s.a.v) İman Nurundan, İrfandan Uzaklaşmış, ALLAH C.C Dostlarının Önemini Bilmeyen Tasavvufu Bir Felsefe olarak Gören, Her Şeyi Madde Planında Görüp Ona Göre Ölçüp Biçmeye Çalışan Doğulu ve Batılı Müsteşriklerin ve Felsefeci Metafizikçilerin Kendi kıt anlayışlarına göre uydukları Tanım ve Kurallara Tabii Olmuş Kişilerin Havas İlminden Yana Hiç Bir Nasipleri Yoktur ve Olamazda. Bu Kişiler Olsa Olsa İstidarac Kapısından İçeri Girmiş Kendini bilmez zavallılardır. Allah Teala’ nın sırlarından önemli bir kısmı; harflerinde, isimlerinde ve Ayeti Kerimelerinde olup, bu sırlarında Salih kullarına ihsan eder. Nitekim Allah c.c. Kuranı Kerimde Mü’min Suresinin 60. Ayeti Kerime sinde şöyle buyurur: Bismillahirrahmanirrahim. Udûnî istecib leküm. (Bana ibadet ve dua edin ki, karşılığını vereyim). Bu Havas ilmiyle amel etmenin bazı şartları olup, bu şartlar yerine getirilmediği sürece yapılan bir amel asla gerçekleşmez. En az 7 şartın yerine getirilmesi lazımdır. Bu mübarek ilmin şartları da şöyledir: 1. Kesin karar: Yapacağın bir amelden hiçbir zaman şüphe etmemek. Çünkü şüphe yapılan bir ameli bozar.